Dergi Yazıları

İNSANIN MİMARİYİ KEŞFİ

Homosapiens, bilge insan, yaşamına ilişkin ilk bulgular 350 bin yıl öncesine tarihlenirken, ilk mimari eserler Cilalı Taş Devri ile başlar. Güneybatı Asya’daki bu döneme ait kalıntıların geçmişi M.Ö 10 bine kadar gitmektedir. Bununla beraber Toros Dağları’nın güneyindeki Orta Doğu’da geniş bir alanı ifade eden Levant’ta mimari eser kalıntılarına rastlanmaktadır.

Mimari hız kesmeden gelişmeye devam eden bir alan. Barınma ihtiyacı insanoğlunun var olduğu zamandan günümüze gelişmiş, dönemden döneme farklılık göstermiştir.

Çevreden temin edilebilen malzeme coğrafi şartlara göre çeşitlilik göstermiş, malzemenin kullanım tekniği, kültürel farklılıklar, yaşanılan çağın yenilikleri ve kişisel zevkler mimariyi şekillendirmiştir.

Yapılarda Malzemeler

Mimaride kullanılan malzemelerin ağırlığı dönemden döneme farklılık göstermiş ancak ana malzemeler farklılık göstermemişti.

Taş, toprak, ahşap, çamur, bambu, hayvan derisi, kar hatta nadiren bile olsa hayvan kemikleri inşaat yapı malzemesi olarak kullanılmıştır.  Günümüzde son yüzyılın yapı malzemesi betonarme ve çeliktir. Elbette ekolojik inşaat malzemeleri alanında gelişmeler kaydedilmiştir.

Kolon ve Kiriş Sistemi

Dikey taşıyıcılara kolon, yatay taşıyıcılara kiriş denir. Tarihte ilk örneği Stonehenge anıtıdır. Stonehenge İngiltere’nin Wiltshire kenti Salisbury Düzlüğü’ünde bulunan, Amebury’nin 3 km batısında yer alan tarih öncesi bir anıt. MÖ 3000-2000 arasına tarihleniyor.

Roma İmparatorluğu mimari eserlerinde kolon sistemi sıklıkla kullanılmış, sistemin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.

Ahşabın Gücü

Mimaride dikey ağırlıkları taşımak kolonlar yardımıyla geliştirildi. Fakat yatay ağırlıkları taşımak için bir sisteme ihtiyaç vardı. Ahşap esnek olmasının yanı sıra ağırlık kaldırmak için uygun bir yapıya sahiptir. Ahşabın esnekliği, doğada kolay bulunan bir malzeme olması büyük bir avantaj sağladı.

Taş işçiliği ve Yapılar

Taşların işçiliği elbette diğer malzemelere nazaran daha güçtür. Hepimizin zihninde Mısır Piramitleri belirdi. Bu sırra bizler de henüz vakıf değiliz. Ancak şunu biliyoruz ki kayalara doğru noktalardan sabırla kuvvet uygulanırsa istenilen şekilde parçalanabilir. Taş, doğadaki varlığıyla ısınma ihtiyacından, barınma ihtiyacına birçok konuda insanın faydalandığı bir araç olmuştur.

Kemer Mucizesi

Taşın, mermerin, ahşabın ağırlık kaldırmada bir sınırı vardır. O halde yapının inşası için daha fazla ağırlık taşınması gerekirse nasıl olacak?

Elbette kemer mucizesi ile.

Kemer iki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı şeklinde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantıdır.

Kemerler ilk olarak MÖ.2000’lerde  Mezopotamya mimarisinde görülmüş. Sistematik kullanımı ise bu tekniği çeşitli mimari yapılara ilk kez uygulayan Romalılarla başlamıştır.

Kemer sistemi ile her bir malzeme taşıyabileceğinden kat kat fazla ağırlık taşıyabilir, daha büyük, daha geniş, daha uzun ömürlü yapılar inşa edilebilir hale geldi. Köprüler, açıklıklar, pençeler ve tavan tüneller için şahane bir çözüm sağlanmış oldu.

Konutlar

Roma kentlerinde kısa sürede oluşan önemli büyüklükte şehirleşme, merkeze yakın konaklama yerlerine yoğun bir talep oluşturdu. Bu bölgelerdeki özel evlerin değerinin çok artması üzerine günümüzdeki apartman benzeri yapılar oluştu. Bu amaca uygun olması için bu yapılar genellikle olabildiğince masraftan kaçınacak biçimde yapılmıştı.

İnsula, Antik Roma’da çoğu kez caddeler ile çevrilmiş çok katlı bir yapı çeşididir. Alt katlar alışveriş ve eğlence mekânları  (taverna) amaçlı kullanılırken, üst katlar konaklama amaçlı yapılmıştır. Bu sebepten dolayı, dönemin satirik edebi eserlerinde insula yapıları yıkılma ve yangınlara karşı zaaflarıyla geçmektedir. Üst katlardaki odalar, özellikle yangın gibi durumlarda güvenli olmaması sebebiyle daha ucuza kiralanmaktaydı.

İnsulalar altı veya yedi katlı olarak inşa edilmekteydi. Kat ve yükseklik kısıtlaması gelmeden önce sekiz ve dokuz katlı yapılarda yapılmıştır. Altı, yedi katlı tek bir insula da, dört yüz metrekarede kırk kadar kişi yaşamaktaydı. Sümerler, Aztekler, Mayalar ve Mısırlılar tapınaklar için çok katlı yapıları binlerce yıl öncesinde kullanmışken, Romalılar insula ile insan yerleşimi için çok katlı yapı yapan ilk uygarlık olmuşlardır. Günümüzde en çok Roma ve Ostia’da insula kalıntıları görülmektedir.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org

Bilgisayar, Hukuk, Kamu Yönetimi ve Sosyoloji Mezunu, Felsefe Grubu Öğretmeni. Gazetecilik ile haberciliğe başlayan ve Radyo Haberciliğine geçen, Orjin Dergi Genel Yayın Koordinatörü Orjin Yapı Mimarlik ve Müşavirlik CEO'su

Seyhan SİNCAR

Bilgisayar, Hukuk, Kamu Yönetimi ve Sosyoloji Mezunu, Felsefe Grubu Öğretmeni. Gazetecilik ile haberciliğe başlayan ve Radyo Haberciliğine geçen, Orjin Dergi Genel Yayın Koordinatörü Orjin Yapı Mimarlik ve Müşavirlik CEO'su