Dergi Yazıları

“Avuç İçindeki Taş”

             Bir Çin Hikâyesi

Çin’de derler ki, öğrenmek için zaman ve sabır gerekir, ustayı izlemek, sözü dinlemek gerekir. Dünya hızlandıkça zaman kısalır, anlatılansa, öğrenmenin değişmeyen esasını bilmek gerekir.

Genç bir adam, değerli taşlara çok ilgi duyar ve mücevher ustası olmaya karar verir. “Bu işi yapacaksam, iyi bir mücevher ustası olmalıyım, iyi bir ustadan öğrenmeliyim” der. Ve ülkedeki en iyi mücevher ustasını aramaya başlar. Sonunda bulur; yanına varır, bir süre bekledikten sonra usta tarafından kabul edilir. Usta “Anlat, seni dinliyorum” der.

Genç adam taşlara ilgi duyduğunu ve bir mücevher ustası olmaya karar verdiğini anlatır. Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinler, sözleri bitince de ona bir taş uzatır, “Bu bir yeşim taşıdır” der sonra genç adamın avucuna taşı bırakır ve avucunu kapatır.

“Avucunu böyle bir yıl boyunca kapalı tut hiç açma. Haydi, şimdi git. Sonra tekrar gel.” der. Ve bulundukları odadan dışarıya çıkar. Genç adamı öylece şaşkınlık içinde bırakıp kalkıp, gider. Genç adam evine döner, kendisini merakla bekleyen annesiyle babasına neler olduğunu anlatır. Anlattıkça da kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi kızdığı ustaya olan öfkesi daha da arttırır.

Günler böylece geçmeye başlar. Genç adam sürekli söylenir, fakat avucunu hiç açmaz. “Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister. Bir de ülkenin en iyi mücevher ustası olacak. Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım, ne biçim ustalık bu, bu eziyetle nasıl yaşayacağım. Usta kaprisini bari başından yapmasaydı.” Diye söyleniyor, her önüne gelene ustadan yakınır, fakat avucunu hiç açmaz, bir yandan da avucu kapalı uyur, bütün işlerini diğer eliyle yapar.

Giderek alışır, uyurken de yanlışlıkla avucu açılıp taş düşmesin diye hep yarı uyanık uyur. Diğer elini çok rahat kullanmaya başlar. Her günü zorluklarla dolu olsa bile böylece bir yıl geçer. Her gecesi yarım uykuyla yaşanan yılı tamamlanır. Tam bir yıl sonra, büyük ustanın karşısına çıkar.

Usta yanına gelince, genç adam başarılı olmanın verdiği gururla elini uzatır, ustaya avucunu açar. “İşte taşın” der, “Bir yıl boyunca hiç bırakmadan bir yıl avucumda taşıdım, şimdi ne yapacağım?” Yaşlı usta yavaş ve sakin bir sesle cevap vermiş: “Şimdi sana aynı şekilde bir başka taş vereceğim, Kalanları da öğrenmen için, onu da hiç bırakmadan tam bir yıl boyunca avucunda taşı” deyiverir.

Genç adam bağırmaya başlar, ustayı bunaklıkla ve delilikle suçlar, bütün sükûnetini kaybeder. Yaşlı ustanın, mücevher ustalığını öğrenmek için gelen genç bir insana böyle eziyet ettiğini düşünür. Genç adam bağırıp çağırırken, yaşlı usta sessizce, hissettirmeden başka bir taşı avucuna sıkıştırır.

Öfkeden kıpkırmızı olan genç adam, bir yandan bağırıp çağırırken, bir anda avucundaki taşı hisseder.

Durur, taşı biraz daha avucunda sıkarak  ve heyecanla konuşur: “Usta!.Bu taş, yeşim taşı değil.”

Çin’de derler ki, öğrenmek için zaman ve sabır gerekir, ustayı izlemek, sözü dinlemek gerekir. Dünya hızlandıkça zaman kısalır, anlatılansa, öğrenmenin değişmeyen esasını bilmek gerekir.

Bilgisayar, Hukuk, Kamu Yönetimi ve Sosyoloji Mezunu, Felsefe Grubu Öğretmeni. Gazetecilik ile haberciliğe başlayan ve Radyo Haberciliğine geçen, Orjin Dergi Genel Yayın Koordinatörü Orjin Yapı Mimarlik ve Müşavirlik CEO'su

Seyhan SİNCAR

Bilgisayar, Hukuk, Kamu Yönetimi ve Sosyoloji Mezunu, Felsefe Grubu Öğretmeni. Gazetecilik ile haberciliğe başlayan ve Radyo Haberciliğine geçen, Orjin Dergi Genel Yayın Koordinatörü Orjin Yapı Mimarlik ve Müşavirlik CEO'su