Dergi Yazıları

MİMAR SİNAN

Türk mimarlık tarihinde yapıtlarını sanat eserine dönüştüren, dehası ile yaşadığı çağın ötesinde yöntemler kullanan Türk mimarisinin sembolleşen ismi; Mimar Sinan. Mimari ile insan hayatını sanatla birleştirdiği eserlerinde; sanat, estetik ve aşkı görebiliyoruz. 

Mimar Sinan Kayseri’nin Ağırnas Kasabasında 15 Nisan 1489 yılında dünyaya gelmiştir. Kendisine Koca Sinan’da denmektedir. Kanuni Sultan Süleyman dâhil üç büyük Osmanlı padişahı döneminde yaşamış, dünyanın en büyük mimar ve yapı sanatçılarından biridir. Mimar Sinan, Ermeni ve Rum kökenli bir aileden gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni, Rum, Bulgar, Macar gibi farklı kökenlere sahip olan çok sayıda kişi çocukluğunda devşirme denen bir yöntemle eğitilirdi. Ardından devlette önemli mevkilerde dâhil olmak üzere çeşitli memurluklara getirilirdi.
Mimar Sinan Yeniçeri Ocağına girmiş, katıldığı seferler sırasında Tebriz, Bağdat, Şam ve Kahire’de Türk ve Arap mimarisini detaylıca inceleme fırsatı bulmuştur. Batı seferleri ile de Avrupalıların yaptığı yapıtları inceleme fırsatı elde eden Sinan, özellikle Kahire’de piramitler ve Budin de saraylar ile yakından ilgilenmiştir. Bodan seferinden sonra ise Mimar başı olmuştur.
Mimar Sinan’ın yaşadığı dönemde Osmanlı Devleti bir imparatorluk, adeta süper bir güçtü. Üç kıtada hüküm süren bir devletti. Sinan; Yavuz Sultan Selim, Kanunu Sultan Süleyman, II.Selim ve III.Murat dönemlerinde yaşamıştır. Kendi dönemlerinde önemli mevkilere sahip Pargalı İbrahim Paşa, Barbaros Hayrettin Paşa, Sokullu Mehmet Paşa, Kılıç Ali Paşa gibi devlet adamlarının yanı sıra Zembilli Ali Efendi, Ebu Suut Efendi gibi büyük âlimlerle birlikte de çalışmıştır.
Mimar Sinan Kanuni Sultan Süleyman döneminde mimar başı olmuş ve hayatı boyunca; 91 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa, 5 suyolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 375 eser inşa etmiştir. (Kaynak: Edirne Valiliği)
Kuşkusuz her eserinde muhteşem mühendislik ve mimari zekâsını konuşturmuştur. Mimar Sinan “Çıraklığımı İstanbul’daki Şehzade Camii’nde yaptım. Kalfalığımı Süleymaniye Camii’nde tamamladım. Fakat bütün gücümü Sultan Selim Camii’ne sarf edip ustalığımı ayan ve beyan ettim.” İfadesiyle inşa ettiği eserleri sınıflandırmıştır. Ayasofya Camisi’nin günümüze kadar ulaşmasını Mimar Sinan’ın yaptığı restorasyon çalışması sağlamıştır.

ŞEHZADE CAMİİ
İSTANBUL


Bir rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman camiyi kendisi için yaptırmak istedi, ancak Şehzade Mehmet 22 yaşında vefat edince anısını yaşatmak amacıyla Şehzade Cami yapıldı. Şehzade Cami’sinde Şehzade Mehmet’inde türbesi de bulunmaktadır.
Şehzade Mehmet Camii kare planlı olup kubbeler silsilesinden oluşmaktadır. 16 kubbesi olan camii 18.42m’lik ana bir kubbeden oluşmaktadır. Bu kubbe dört yarım kubbeyle desteklenerek yapılmıştır. Mimar Sinan yarım kubbe problemini ilk defa ele aldığı bu camide dört yarım kubbeli ideal bir merkezi yapı meydana getirip Rönesans mimarlarının rüyasını gerçekleştirmiştir. Kubbe çapı 9/10 metre kubbenin zeminden yüksekliği ise 37 metredir. Cami bahçesinde; imaret, medrese, tabhane ve türbeler yer almaktadır. Özellikle süsleme ve bezeme bakımında da zengin işçilik bulunan camilerden biridir. Camide bulunan özel çiniler, ziyaretçilerin büyük ilgisini çekmektedir. Şehzade Camii bugün bile yapılan camilere ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

SÜLEYMANİYE CAMİİ
İSTANBUL

Her eserinde müthiş zekâsını konuşturan Mimar Sinan, farklı bir güzellik barındıran Süleymaniye Camii o dönem için henüz görülmemiş teknikler ile 7 yılda tamamlamıştır.
Rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman, Hz. Peygamberi rüyasında görür. Rüyasında bir cami inşa etmesini ister, caminin yapılacağı yere bizzat götürür, cami inşası ile ilgili mihrabı buraya, minberi buraya yapalım diye belirtir. Kanuni Sultan Süleyman ertesi gün Mimarbaşı Sinan’ı huzuruna çağırır. Bir cami inşa etmesini ister. Bunun üzerine beraber caminin inşa edileceği yere giderler. Mimar Sinan “Sultanım mihrabı buraya minberi şuraya mı yapalım” diye sorar. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan’a “Sen bizim rüyadan haberdar gibisin” diye sual eder. Mimar Sinan şöyle cevap verir; “Hünkârım kulunuz dün gece ziyaretinize gelen zatı Alişan’ın iki adım arkasındaydı. Emr-û Ferman’ı ayan beyan duydum.” der.
Asırlardır zekâsıyla hayran bırakan iki insan biri Kanuni Sultan Süleyman bir diğeri Mimar Sinan. Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı İmparatorluğunun ihtişamını göstermek adına Ayasofya’dan bile daha görkemli bir yapıt inşa edilmesini buyurmuştur. Süleymaniye Camii’nin yapımına başlamak bir hayli zaman almıştır. İstanbul depremleriyle meşhur, zemini yumuşak bir şehirdi. Mimar Sinan Süleymaniye Camisinin temelinin oturması için 3 yıl beklemiştir. Yıllar sonra yapılan araştırmalar göstermiştir ki; Süleymaniye Camisinin yapıldığı yer İstanbul’un en dayanıklı zemin yapısının olduğu yerdir. Cami’nin inşaatının yavaş ilerlemesi diğer devletler tarafından Osmanlı Devlet’inin ekonomik zorluk yaşadığına dâhil söylemlere yol açmıştır. Öyle ki bunu haber alan Safevi Şahı Tahmaz caminin inşası için değerli taşlar göndermiştir. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman bu taşların caminin harcında kullanılmasını istemiştir. Caminin minaresinin harcında kullanılan taşlar sebebiyle minarenin ismine Cevahir minaresi denmiştir.
Caminin inşası devam ederken bir gün padişahın kulağına bir şikâyet gider. Mimar Sinan’ın caminin ortasında oturmuş, nargile tüttürüp, keyif yaptığı söylenir. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman camiye gider. Mimar Sinan’nın caminin ortasında oturmuş nargile fokurdattığını görür. Hemen huzuruna çağırıp azarlar “Sen utanmaz mısın, böyle mübarek bir yerde keyif yapmaya.” der. Bunun üzerine Mimar Sinan “Hünkarım bu gördüğünüz nargile değildir. Ben bu gördüğünüz nargile fokurtusunda caminin ses akustiğini ölçerim. Ayrıca içinde tütünde yoktur.” der. Oysa Mimar Sinan caminin içindeki ses akustiğini ölçmek için nargile kullanır. Günümüze ilham kaynağı olan bu yöntem Mimar Sinan’ın dehasının sadece bir örneğidir. Mimar Sinan Anadolu’dan 65 adet dev turşu küpü getirtir. Turşu küplerini caminin eteklerine yerleştirir. Bu küpler sayesinde sesin havada üç buçuk saniye asılı kaldığını fark eder. Bunun anlamı, imamın fısıltıyla bile okuduğu bir dua en arkadan duyulur demektir. Mimar Sinan öyle bir cami inşa etmiştir ki; her bir detayı farklı anlamlar barındır. Caminin içine devekuşu yumurtaları koydurtmuştur. Böylelikle camiye haşerat giremeyecek hatta örümcekler ağ kuramayacaktı. Caminin aydınlatılması için 275 kandil olacaktı. Bu kandillerin islerinin yükselip caminin duvarlarını kirletmemesi için farklı bir matematiksel hesaplama kullanarak içerdeki havanın şiddetini ölçmüştür. Bu havanın çıkış yerine de bir is odası yapmıştır. Kandillerden çıkan isler odada toplanmış, odada toplanan islerden de mürekkep elde edilmiştir.

SELİMİYE CAMİİ
EDİRNE

Mimar Sinan daha evvelki yapıtlarında ana kubbeyi yarım kubbelerle destekleyen camiler inşa etmişti ancak Selimiye Cami’de kubbe sekiz sütuna dayalı bir kasnak üzerine oturtuldu. Selimiye Cami yüksekliği 43 metre olup kubbe genişliği 31,5 metre çapındadır. Caminin içi İznik Çinileri ve hat işçiliğiyle süslenmiştir. Büyük kubbenin altındaki hünkar mahfili, 12 mermer sütunlu ve 2 metre yüksekliğindedir. Dış avluda ise Sıbyan Mektebi, Darulkurra, Darülhadis , Medrese ve İmaret bulunmaktadır. Selimiye Cami’nin dört minaresi bulunmaktadır. Bu minarelerin hepsi 3’er şerefelidir. Minarelerin uzunluğu 71 metre yüksekliğindedir. Cümle kapısının iki yanındaki minarelerin üç şerefesine üç ayrı müezzin birbirlerini görmeden çıkabilirler. Bu kadar ince ve zarif bir gövdeye üç merdiven sığdırabilme dehasını ancak Mimar Sinan gösterebilirdi.
Edirne Selimiye Cami’nin bazı simgesel özellikleri bulunmaktadır. Caminin tek kubbesi olması; Allah’ın tek ve bir olduğunu, pencerelerin 5 kademeli olması; İslam’ın 5 şartını, 99 penceresi olması; Allah’ın 99 adını, vaaz kürsülerinin 4 adet oluşu; 4 hak mezhebi, külliyede 32 kapısının olması; 32 farzı, minarelerde 6 yolun bulunması; imanın 6 şartını, minarelerdeki 12 şerefe ise namazın 12 şartını sembolize etmektedir. Ölümsüz eser Selimiye Cami 2475 metre kare alan üzerine kuruludur. İç bölümü 1575 metre karedir. Selimiye Camisinin kubbesi Sanayi Devrimi öncesine kadar mimaride kubbeli yapıtların doruk noktası olarak bilinmekteydi. UNESCO’ nun 2011 de ilk kez bir camiyi kültürel eser listesine almasıyla dünya çapındaki ünü daha da artmıştır.

Bilgisayar, Hukuk, Kamu Yönetimi ve Sosyoloji Mezunu, Felsefe Grubu Öğretmeni. Gazetecilik ile haberciliğe başlayan ve Radyo Haberciliğine geçen, Orjin Dergi Genel Yayın Koordinatörü Orjin Yapı Mimarlik ve Müşavirlik CEO'su

Seyhan SİNCAR

Bilgisayar, Hukuk, Kamu Yönetimi ve Sosyoloji Mezunu, Felsefe Grubu Öğretmeni. Gazetecilik ile haberciliğe başlayan ve Radyo Haberciliğine geçen, Orjin Dergi Genel Yayın Koordinatörü Orjin Yapı Mimarlik ve Müşavirlik CEO'su